(TURKISH JOURNAL) Fatma Buse Akbaş – Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çalışma yöntemleri New York’ta düzenlenen açık oturumda masaya yatırıldı. Yaklaşık 60 delegasyonun katıldığı görüşmelerde Konsey’in daha şeffaf, etkili ve hesap verebilir hale getirilmesi çağrısı yapılırken, Güvenlik Konseyi’nin dezenformasyon için kullanılan bir platforma dönüşmemesi gerektiği vurgulandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 19 Ağustos’ta çalışma yöntemlerinin ele alındığı geniş katılımlı bir açık oturum gerçekleştirdi. Toplantıda Konsey’in karar alma süreçleri, şeffaflık, veto yetkisi ve üye ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıkların Konsey’in çalışmalarına etkisi tartışıldı.
Görüşmelerde özellikle Güvenlik Konseyi üyeleri arasındaki siyasi kutuplaşmanın kurumun uluslararası krizlere hızlı ve etkili yanıt verme kapasitesini olumsuz etkilediğine yönelik eleştiriler öne çıktı.
Dezenformasyon uyarısı
Toplantıda söz alan temsilciler, Güvenlik Konseyi’nin siyasi suçlamaların ve doğrulanmamış bilgilerin karşılıklı olarak dile getirildiği bir platform haline gelmemesi gerektiğini belirtti.
Konsey’in uluslararası barış ve güvenliğin korunmasındaki temel sorumluluğuna dikkat çekilirken, çalışma yöntemlerinde güveni artıracak değişikliklere ihtiyaç olduğu ifade edildi.
Toplantıda ayrıca Güvenlik Konseyi’nin bazı yardımcı organlarının başkanlıklarının belirlenmesinde yaşanan ve uzun süredir devam eden siyasi tıkanıklık da gündeme geldi.
Güvenlik Konseyi reformu yeniden gündemde
BM Güvenlik Konseyi’nin yapısı ve çalışma sistemi uzun süredir örgüt içerisindeki en önemli reform tartışmalarından birini oluşturuyor.
ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın daimi üye olarak veto yetkisine sahip olduğu 15 üyeli Konsey’de özellikle büyük uluslararası krizlerde daimi üyeler arasındaki görüş ayrılıkları karar alınmasını zorlaştırabiliyor.
19 Ağustos’taki açık oturumda yapılan değerlendirmeler, Güvenlik Konseyi’nin çalışma yöntemleri ve etkinliğine ilişkin tartışmaları bir kez daha BM gündeminin ön sıralarına taşıdı.


