18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 15, 2026

81. BM Genel Kurulu’nda öne çıkanlar

Mutlaka Oku

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, Selçuk Acar – Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu üst düzey haftası nedeniyle dünya genelinden, yaklaşık 80 devlet başkanı ve 50 hükümet başkanıyla, 49 bakan ve 11 devlet başkan yardımcısı ve bir veliaht prens 22 Eylül – 28 Eylül 2026 tarihleri ​​arasında New York’taki yıllık diplomasi trafiğine katıldı.

193’ten fazla ülkeden resmi heyetler dışında, sivil toplum temsilcileri, firma temsilcileri ve gazeteciler de, İklim Haftası ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için yaklaşık bir hafta boyunca New York’taki BM Genel Merkezi’nde ve kent genelindeki paralel etkinliklerde yer aldılar.

Liderlerin, Bangladeş’li diplomat Khalilur Rahman’ın başkanlık ettiği BM’nin 81. Genel Kurulu’ndaki üst düzey dünyaya seslenişleri, dün sona erdi.

Zirve süresince, liderlerin BM Genel Kurulu’na hitabı kadar, küresel emisyonların düşürülmesi, temiz enerji ve sıfır atık ana temalarındaki iklim ve yapay zekâ alanındaki korkutucu derecede hızlı büyümenin düzenlenmesi ile Netanyahu liderliğindeki İsrail’in Gazze’deki katliamı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve Netanyahu’nun konuşmasının 77 ülke delegesi tarafından protesto edilmesi, öne çıkan konular arasında yer aldı.

Toplantılar süresince Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) ev sahibi Türkiye COP31 öncesinde, hem BM Genel Merkezi’nde hem de Türkevi’nde bir dizi etkinliğe ev sahipliği yaptı.

BM, en muktedir organı Güvenlik Konseyi’nde 5 ülkeye veto yetkisinin verildiği antidemokratik yapı yüzünden, dünya barışına yeterli hizmet edememiş olsa da, dünya genelinden farklı görüşlerin temsil edildiği, dünyanın ortak sorunlarına çözüm bulma amacıyla heyetleri bir araya getiren yegane yer olarak öne çıkıyor. BM’nin, barışı, sürdürülebilir kalkınmayı ve insan haklarını ileriye taşımak adına vazgeçilmez ve eşsiz bir buluşma noktası özelliğine karşın, Güvenlik Konseyi’nin yapısı sorun olmaya devam ediyor.

Birçok ülke lideri hitaplarında, BM reformu konusunda görüş bildirseler de, bu konuda “Dünya 5’ten büyüktür” sloganını üye ülkelere ezberleten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva ve Japonya Başbakanı Sanae Takaichi kadar güçlü bir duruş sergilememeleri, dünya barışı adına umutsuzluğa neden oluyor.

BM Genel Kurulu’nun yıllık oturumları sırasında, aylar önce sekteye uğrayan ABD-İran barış görüşmelerinden sonra, bölge ülkelerinin de katılımıyla yapılan toplantılar, bölgenin istikrarı açısından olumlu karşılanabilecek bir adım olarak öne çıktı.

Türkiye, Fransa, Kanada, İngiltere, Irak ve diğer birçok ülke lideri, konuşmalarında Filistin’in egemenliğine vurgu yaparken, ABD ve İsrail’in Genel Kurul hitapları bu yıl da en fazla tepki çekenler arasında yer aldı.

Eski Başkan Joe Biden’la, Filistin’in şehirlerinin yerle bir olmasına, halkının soykırıma uğramasına bir şekilde göz yuman ABD, Başkan Donald Trump yönetiminde de bu sene yine Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a vize vermeyerek ev sahibi ülke sorumluluğuna aykırı davranması, Trump yönetiminin dış politika ve adalet anlayışının ne derece tehlikeli olduğunun bir işareti olarak göze battı.

Yapay zeka firmalarının üst düzey yöneticileri BM Güvenlik Konseyi toplantısında

Yapay zekâ firmalarının üst düzey yöneticileri, teknolojinin insanlığa karşı kontrolden çıkma endişesinin ortadan kaldırılması için dünyanın ortak düzenlemelere ihtiyaç duyduğu gerçeğine paralel, BM Güvenlik Konseyi’ndeki ilgili oturuma katıldılar. Yeni bir BM bilim raporu, yapay zekanın hızlı büyümesinin, “felaket niteliğinde ve geri döndürülemez zararlara yol açabilecek, düşük ama gerçek bir potansiyeli” konusundaki uyarısı yanında, yapay zekâ firması üst düzey yöneticileri de katıldıkları BMGK toplantısında, bu konuda bir düzenleme çağrısında bulundular.

Genel Sekreter Guterres de yapay zekayla ilgili bir konuşmasında “Yaşam ve ölümle ilgili kararların asla makinelere bırakılmaması gerektiği konusunda kararlı olalım. Ölümcül robotların geleceğimizde yeri olmamalı,” ifadelerini kullanmıştı.

Guterres’in son yıllık Genel Kurul hitabı

BM Genel Kurul Salonu’nda üst düzey toplantıların ilk gününde, dünya liderlerinden önce görevindeki son BM Genel Kurul hitabını yapan Genel Sekreter António Guterres’in ayakta alkışlandığı dikkat çekti. Guterres’in konuşmasında şu ifadeler öne çıktı: “Barışın mümkün olduğu, insan onurunun evrensel olduğu, hukukun gücünün, gücün hukukuna üstün gelmesi gerektiği ve ortak geleceğimizin uğrunda mücadele etmeye değer olduğu inancını savunmaya devam edeceğim. Birleşmiş Milletler Şartı’nın değerlerini savunmayı sürdüreceğim. Ve asla ama asla pes etmeyeceğim.”

Trump’ın çok taraflılık karşıtlığı hız kesmiyor

ABD Başkanı Donald Trump bu yılki BM hitabında da, çok taraflılık merkezi BM’deki çok taraflılık karşıtlığıyla öne çıktı. Trump hitabında, İran’la anlaşma sağlanamaması durumunda, “İran’ı yok edebileceğini” ifade ederek, üye ülkelere İran’a karşı “tam ekonomik tecrit” çağrısında bulundu.

Başkaları barıştan söz ederken kendisinin bizzat “barışı tesis ettiğini” ileri süren Trump, dönemin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan harekatı ve İran’a savaşı savundu. Tüm dünyanın, kendi menfaati doğrultusunda yönetilmek için var olduğunu düşünen bir lider görüntüsü çizen Trump, bu zirvede de dünyanın ABD ekonomisine gıpta ettiğini belirterek, ABD ordusunun “yeryüzünün en güçlüsü” olduğuna vurgu yaptı.

Türkiye’den Gazze’de ‘devlet terörü’ vurgusu ve BM reformu çağrısı

Bu yılki BM hitabını, önceki yıllara göre daha duygu yüklü yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel vicdana seslendi. Gazze’deki trajediye dair kullandığı ifadeler önceki yıllardakilere göre daha sarsıcı bir tonda duygu yüklü olurken, birçok farklı ülke sıralarında, kendisini dinleyip çoşkuyla alkışlayanların konuşmadan memnuniyetleri, yüzlerinden okundu. Bu arada, Türkiye sıralarında oturan Binali Yıldırım’ın da konuşmadan etkilenip, gözyaşlarını tutamayanlar arasında olduğu görüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Gazze’yi dünyanın en büyük çocuk mezarlığı ve aynı zamanda “insanlık dışı ve utanç verici bir toplama kampı” olarak nitelendirirken, İsrail’in “devlet terörü” uyguladığını belirtti.

Erdoğan, henüz Filistin’i tanımamış olan 157 BM üyesi ülkeye, Filistin Devleti’ni resmen tanımaları çağrısında bulunurken, BM’nin küresel barışı korumadaki başarısızlığına da vurgu yaptı. Bu yıl da, “Dünya beşten büyüktür” sloganını tekrarlayan Erdoğan, Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin elinde bulundurduğu veto yetkisinin kaldırılması veya değiştirilmesi yönünde yapısal reform çağrısı yaptı.

Pezeşkiyan’dan, ABD ve İsrail’e küresel istikrarsızlığı körükleme suçlaması

İran Cumhurbaşkanı Başkanı Mesud Pezeşkiyan ise hitabında, ABD ve İsrail’in küresel istikrarsızlığı körüklediğini ve ülkesinin sivillerine ve altyapısına yönelik “yasa dışı saldırılar” düzenlediğini ifade etti.

Ülkesine yönelik saldırılar ile dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in, bilim insanlarının ve çocukların öldürülmesi karşısında İran’ın yalnızca “kendini savunduğunu” belirten Pezeşkiyan, “Biz terörist değiliz; masum halkımız, ülkemize dayatılan korkakça saldırıların ve tecavüzkar eylemlerin hedefi olmuştur,” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan ayrıca, ülkesinin barış görüşmelerine hazır olduğunu, ancak baskı ve tehdit altında geri adım atmayacaklarının altını çizdi.

Macron’dan, Trump’ın ‘çok taraflılık’ karşıtı eylemlerine sert eleştiriler

Trump’la aynı gün konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron BM Genel Kurulu’na yaptığı son konuşmasının büyük bir kısmında doğrudan Trump’ı eleştirdi. Macron, Trump’ın tam tersi şekilde, uluslararası hukuku, çok taraflılığı ve kurallara dayalı düzeni güçlü bir şekilde savundu. “Güçlü olan haklıdır diyorlar… ama biz boyun eğmeyeceğiz…Bazılarının inşa etmeye çalıştığı bu yeni cezasızlık düzenini öylece kabul edemeyiz… Orman kanunu altında mı yaşamak istiyoruz, yoksa medeni bir uluslararası toplumda mı?” ifadelerini kullandı.

Macron, “yeni bir barbarlık eylemleri çağında” olduğumuzu belirtirken, doğrudan Rusya ve İsrail’i de eleştirdi. Konuşmasında, “Gazze karşısında hareketsiz kalmaya devam edersek geriye bir inandırıcılığımız kalır mı?” diyen Macron “Bazıları sözde bir barışla övünüyor ancak bu barış insani yardım yollarını tek bir saniye bile yeniden açmadı…Hepimizi utandıran bu manzarayı öylece durup izlemeli miyiz?” dedi.

Japonya Başbakanı Takaichi: Güvenlik Konseyi’nin yapısı modern jeopolitik gerçekleri yansıtmıyor

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, BM Genel Kurulu’ndaki ilk konuşmasında, BM Şartı’nda yer alan İkinci Dünya Savaşı dönemi “düşman devlet” maddelerinin artık kaldırılması gerektiğini vurguladı. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) Trump tarafından dile getirilen eleştirilerden farklı bir tutum sergileyerek, Japonya’nın UCM’ye olan istikrarlı desteğini yineleyen Takaichi ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin genişletilmesi ve kapsamlı reform çağrısında bulundu. Takaichi konuşmasında, Güvenlik Konseyi’nin yapısının modern jeopolitik gerçekleri yansıtmadığını belirtirken, konseydeki hem daimi hem de geçici üye sayısının artırılmasını istedi.

İngiltere’nin yeni Başbakanı Burham’dan “İngiltere geri döndü” mesajı

İngiltere’nin çiçeği burnunda Başbakanı Andy Burnham ilk BM Genel hitabında, “İngiltere geri döndü” mesajını verdi, Burham, “düşmanca devlet saldırılarını boşa çıkarmak amacıyla yeni bir ulusal bilgi savunma merkezi” kurulacağını duyurdu.
Yasa dışı İsrail yerleşimleri konusunda “itidal ve hesap verebilirlik” çağrısında bulunan Burham, Rusya’yı, küresel manipülasyon ve seçimlere müdahale faaliyetleri için yıllık yaklaşık 1,3 milyar sterlin harcama yapmakla suçladı.

Netanyahu savaş suçu aletiyle BM kürsüsünde

81. Genel Kurul’a hitap eden liderler arasında, savaş suçu nedeniyle uçağı New York JFK Havalimanı yerine New Jersey’de bir havaalanına inen Netanyahu da vardı. Netanyahu konuşmasına başlarken, 70’den fazla ülkeden yüzlerce delegenin salondan çıkması nedeniyle, bu delegeleri “ahlaki korkaklar” olarak niteledi.

Gazze’de masumları katlettiği için savaş suçlusu olarak ilan edilen Netanyahu’nun, masum insanların ölümüne neden olan çağrı cihazlarını eline alması, savaş suçunun belgesini BM kürsüsünden dünyaya göstererek konuşması, kanun tanımazlığının ve insanlık yolundan ne derece çıkmış olduğunun göstergesi olarak değerlendirildi. BM kürsüsünden, Filistinlilere karşı savaş suçu işleyen ve hayatta kalanlara yaşattıkları acılardan haz duyan İsrail ordusuna övgüsüyle, yüzsüzlüğünü bir başka seviyeye taşıdığı görüldü. Sonuçta Netanyahu, küresel barışı ve güvenliği sağlamak için kurulan BM kürsüsünü insanlığa karşı suçlarının propagandası için kullandı.

Bu arada, Netanyahu’nun konuşmasını izleyen davetli sıralarında oturanlar arasında, hapishanede ölü bulunan fuhuş ağı yöneticisi iş adamı Epstein’in avukatlığını yapan ünlü ceza avukatı ve eski Harvard hukuk profesörü Alan Dershowitz’in de yer aldığı dikkat çekti.

Konuşma sırasında BM dışında aralarında Oscar ödüllü Susan Sarandon’un olduğu Gazze’deki soykırıma karşı duran New Yorklular, Siyonizm karşıtı hahamlardan oluşan gruplar ve Yahudi aktivistlerle birlikte düzenledikleri sivil itaatsizlik eylemiyle protesto gösterisi düzenlediler.

Netanyahu’nun konuşması sırasında, ABD koltuklarında, BM Büyükelçisi yerine alt düzey diplomatlarla dolduğu görülürken, Trump’ın büyükelçi statüsünde, Antisemitizmle Mücadele Özel Temsilcisi olarak atadığı, Miami’den iş adamı İsrailli Chabad-Lubavitch hahamı Rabbi Yehuda Kaploun’nun da ABD sıralarında Netanyahu’yu alkışlayanlar arasında olduğu görüldü.

Uluslararası arenada güvenilirliğini yitiren Netanyahu, konuşmasında ayrıca Türkiye’yi ve Katar’ı hedef aldı. Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik kasıtlı ifadelerine, Türkiye oturumun sonunda 3. katip düzeyinde cevap verdi.

Bu arada Netanyahu’nun konuşması sırasında, İranlı diplomatlar salonu terk ederken, boş kalan masalarına, ABD’nin 2020’de Bağdat’ta düzenlediği hava saldırısında öldürülen, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin fotoğrafını bırakırken, fotoğraf Netanyahu’nun konuşması boyunca İran masasında kaldı.

İzlanda’dan Netanyahu’ya ‘ahlaki korkaklar’ cevabı

İzlanda Dışişleri Bakanı Thorgerdur Katrin Gunnarsdottir ise, Genel Kurul hitabında, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun BM konuşmasından ayrılan diplomatları ‘ahlaki korkaklar’ olarak nitelendirmesine karşı, ”bu terimin, uluslararası hukuka tekrar tekrar saygısızlık eden liderler için geçerli” olduğunu belirtti.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Trump ile görüşmek için ABD’de bulunmasına rağmen BM Genel Kurulu’na katılmazken, yerine Devlet Başkan Yardımcısı Han Zheng’i görevlendirdiği dikkat çekti. BMGK’da Doğu bloğu temsilcisi Rusya, bu sene de Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’la temsil edildi.

Nijer Başbakanı Zeine’den sömürü karşıtı açıklamalar

Yerel kıyafetiyle BM kürsüsünden dünyaya seslenen Nijer Başbakanı Ali Mahaman Lamine Zeine ise, ülkesinin uranyumun kontrolünü geri aldığını bildirdi. Zeine, “Kaynaklarımız artık tarafımızdan ve bizim için yönetilecek. Mevcut stok ülkemize aittir ve bunu satın almak isteyen herkese satacağız. ” diye konuştu.

ABD, Danimarka ve Grönland’dan üçlü anlaşma

ABD, Danimarka ve Grönland, BM’de 81. Genel Kurul marjında, Arktik bölgesine ilişkin tarihi bir üçlü güvenlik anlaşması imzaladı. ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen’in imza koyduğu anlaşmayla, bölgeye dair yoğun jeopolitik gerilim çözüme kavuşurken, ABD’nin Arktik’teki askeri varlığının önemli ölçüde artmasına imkân tanınıyor.

Türkevi binası diplomasi merkezine dönüştü

Yapıldığında, siyasetlerini bazen milli güvenlik sorunu endişesi uyandıracak kadar Türkiye karşıtlığına vardıranların eleştirdiği modern Türkevi binası, köhne dünya sorunlarının ele alındığı yeni bir diplomasi merkezine dönüştü. Türkevi binası, kasım ayında Antalya’da ev yapılacak COP31’in tanıtım çalışmaları kapsamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resminin de bulunduğu COP31 giydirmesiyle de dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkevi’ndeki en dikkat çeken görüşmelerinden biri de, Türkiye-ABD ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerini zehirleyen ABD’deki Ermeni diasporasına rağmen gerçekleşen Erdoğan’ın Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabulü oldu. 20 yıldan daha uzun süredir takip ettiğim zirve döneminde bir Ermeni liderle, 2024’teki ilk kabulün ardından, toplam iki defa Türkevi’nde en üst düzeyde resmi görüşme gerçekleştirildiğine şahit oldum.

Yazar

- Advertisement -

Daha Fazla

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Advertisement -

Son Eklenenler