Kaşıkçı’nın kızları yazdı: “Söz veriyrouz, babamızın ışığı hiçbir zaman sönmeyecek”

WASHINGTON – 2 Ekim’de Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda katledilen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kızları Noha Kaşıkçı ve Rezan Cemal Kaşıkçı babalarının yazılarının yayınlandığı Washington Post gazetesinde babalarını anlatan bir yazı kaleme aldılar.

Noha ve Rezan Kaşıkçı “Biz Cemal Kaşıkçı’nın kızlarıyız: Söz veriyoruz, ışığın asla sönmeyecek” başlıklı makalede şu ifadeleri kullandılar:

“Cemal Kaşıkçı çok yönlü bir adamdı. Ama bizim için o basitçe bir babaydı. Başka insanların onu çok farklı açılardan övdüklerini biliyoruz. Biz onun çalışmalarıyla her zaman gurur duyduk. Ancak bizim yaşamlarımızda o bir “Baba” idi. Kocaman kalbi olan sevgi dolu bir insandı. Bizi her hafta sonu bir kitapçıya götürmesine bayılırdık.”

Noha ve Rezan Kaşıkçı kardeşler, gazetenin Görüşler bölümünde yer alan yazılarına şöyle devam ettiler:

“Çocukları olarak, aynı zamanda babamızı bir gezgin olarak da görürdük. İşi dolayısıyla çok farklı yerlere gitmiştir. Bize de her defasında hediyeler getirirdi. Gecelerimiz, acaba şu an nerede, ne yapıyor diye düşünerek geçerdi. Ancak şunu bilirdik ki işi gereği ailesinin bulunduğu konumdan uzaklara seyahat etmesi gerekirdi. Küçüklükten beri babamızın işinin bizim ailemizin çok ötesinde olduğunu ve babamızın, kelimeleri çok uzaklardaki insanlar üzerinde bile etkili olan önemli bir adam olduğunu biliyorduk…

Hayatımız boyunca insanların bizi sokakta yürürken durdurup babamızın elini sıkıp onun yaptığı işleri tebrik etmesi alışıldık hale gelmişti. Pek çok kişi için bizim babamız halka mâl olmuş bir insandan fazlasıydı. Yaptığı işler insanların hayatlarını kuvvetli şekilde etkilemişti ve hâlâ da etkiliyor.

Ailemizin bilgiye olan aşkıyla büyüdük. Bizi sık sık tarihî yerlere ve müzelere götürürlerdi. Cidde’den Medine’ye doğru yol alırken babamız her defasında bir yerleri işaret edip o bölgelerin tarihsel önemlerini bizlere anlatırdı. Babamız, çevresini kitaplarla doldurmuştu ve hep daha fazlasına sahip olmanın hayalini kurardı. Okuduklarında hiç ayrımcılık yapmazdı, her okuduğu kitaptaki fikirleri tamamen kendine alırdı. Kitap aşkı ona kendi düşüncelerini oluşturmayı öğretti. O da bize aynısını yapmayı öğretti.

Hayatı hep beklenmedik virajlarla geçti ve biz de elbette ki bu hayatın bir parçasıydık. Pek az insan birkaç yıl arayla aynı yerden iki kez kovulmuştur. Babamız Al Watan’ın editörüyken bu başına geldi. Ancak ne olursa olsun o iyimserliğini hiçbir zaman kaybetmedi. Her meydan okumayı ve zorluğu yeni bir fırsat ve şans olarak gördü.

Babamızın pragmatik bir yanı vardı. Ancak hayalleri ve hırsları, her zaman gerçekliğin daha ütopik bir versiyonu için mücadele etmesini sağlıyordu. Bize göre, bu onun doğasındaki eleştirel olma özelliğine ilham veriyordu. Onun için samimi düşüncelerini söylemek her zaman çok önemliydi. Yazı yazmak sadece profesyonel bir meslek değildi, o, bunu yapmak zorunda hissederdi kendisini. Düşüncelerini ifade etmek kimliğinin çekirdeğine işlemişti. Onu hayatta tutuyordu.

Ramazan boyunca Virgina’da iken, babamız bize son yıllarda inşa ettiği hayatını tanıttı. Arkadaşlarını tanıştırdı ve sıkça ziyaret ettiği yerleri bize gösterdi. Yine de kendi evini, ailesini ve kendisini seven insanları ne kadar özlediğini gizlemiyordu.

Bize Suudi Arabistan’dan gidişini de anlattı, ileride geri dönüp dönmeyeceğini merak ettiğini söyleyerek. Bir süredir babamız kendisine ABD’de yeni bir yaşam kurmuştu. Bütün ayrılıklar ve duruşmalardan sonra bile ülkesine dair umudunu hiçbir zaman kaybetmedi. Çünkü aslında babamız bir muhalif değildi. Eğer bir yazar olmak onun kimliğine işlemiş ise, Suudi olmak da benzer bir şeydi.

2 Ekim’de olanlardan sonra ailecek babamızın Virgina’daki evini ziyaret ettik. En zorlu kısmı her zaman oturduğu koltuğunu boş görmekti. Yokluğu sağır ediciydi. Onu her zaman orada oturup, gözlüklerini alnına dayamış şekilde bir şeyler okurken veya yazarken görürdük. Babamızdan geride kalan şeylere baktığımızda, krallığa geri döndüğü zaman Suudi Arabistan’ın hem kendisi hem de diğer Suudiler için daha iyi bir yer olması umuduyla hiç yorulmadan yazmayı tercih ettiğini gördük.

Bunlar methiye değil. Çünkü bir kapanış konuşması yapmak istemiyoruz. Bu yazı babamızın ışığının asla sönmeyeceğine dair bir söz, onun mirası bizimle birlikte olacak. Babamız şu şekilde söylerdi: “Bazıları hatırlanmak için ayrılırlar.” Onun ahlakî pusulası, bilgiye ve dürüstlüğe olan saygısı ve bize gösterdiği sevgiyle yetiştirilmiş olmaktan onur duyuyoruz.
Bir sonraki hayatımızda tekrar buluşuncaya kadar.”

Leave a Reply

Your email address will not be published.