Suriye bahane, ticaret şahane!

Selçuk Acar, NEW YORK (TURKISH JOURNAL)

Suriye’de sona yaklaşılırken, krizde iki ayrı kutupta bulunan, Türk ve Rus liderler, İstanbul’da bir araya geldi.

Suriye’deki anlaşmazlığı çözme konusunda görüş ayrılığının iyice arttığı bu günlerde, krizin BM’de çözümünü engelleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ertelenen Türkiye ziyaretini sonunda gerçekleştirdi.

Suriye’de muhalefeti destekleyen ve topraklarına üyesi olduğu NATO’nun Patriot füzesi yerleştirme kararı alan Türkiye, Esed rejimine karşı duruşunu daha da sertleştirirken, Doğu bloku’nun uluslarası siyasetteki öne çıkan temsilcisi ve Suriye krizinin çözümündeki kilit ülkesi Rusya’nın Devlet Başkanı Putin ve ekibini ağırladı.

Batı’nın elini taşın altına koymadan çıkmaya çalıştığı Suriye krizinden, sınırında alevlenen şiddetin de etkisiyle operasyonel manada Türkiye’nin daha da ön plana itilerek kritik döneme girildiği bugünlerde, Suriye’deki şiddetin, Türkiye sınırına doğru kayarak daha da alevlendiği gözleniyor. Buna paralel, Batı’nın Suriye krizindeki ‘kırmızı çizgi’si olan ve Suriye’ye karşı harekete geçmesinin ana görünür nedeni olarak gösterilen kimyasal silah iddialarının öne çıkmaya başladığı dikkat çekiyor.

Pazartesi günü, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti öncesinde, İstanbul’a varmasına saatler kala, Suriye savaş uçaklarının sınır kasabası Rasüleyn’i bombalaması, Türkiye’yi alarma geçirirken; Patriot füzlerinin Türkiye’ye yerleştirilmesi kararının ardından son günlerde öne atılan kimyasal iddiaları ve buna paralel Başkan Barack Obama’nın Suriye’yi bir kez daha uyarması, Suriye krizinin tekrar dünya gündeminin en üst sırasına taşınmasına neden oldu.

Suriye’deki krizle ilgili siyasilerinin yaptığı bazı gereksiz açıklamalar hariç, mültecilere kapılarını açarak 100 binlerce Suriyeli’yi ağırlayıp, yaptığı insani yarımla sınıfı geçen Türkiye’nin, Suriye konusunda yeni bir operasyonel rolle karşı karşıya getirildiği görülüyor. Tam da bugünlerde, şiddetin sınırda yoğunlaşıp, alevlenmesi, krizde çözümsüzlüğe oynayan Rusya’nın Devlet Başkanı Vlademir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un ziyaretinin daha da anlamlı hale gelmesi, inkar edilmez diğer bir gerçek oldu.

Şam’daki rejim değişikliği çağrılarına öncülük eden Erdoğan’la, krize karşı BM Güvenlik Konsey’indeki kararları bloke eden Putin’in görüşmesi öncesinde, krizinin volümünün yükseltilmesinin bir tesadüf olup olmadığı ve krizi daha farklı boyuta taşıma isteğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ise, ayrıca tartışılabilir bir konu.

Başbakan Erdoğan’ın, Putin’le görüşmesinde konuk Devlet Başkanı’nı, Suriye Başkanı Beşşar Esed’i desteklemekten vazgeçmeye ikna derecesinin yüksek olmadığı bilinirken,
Türkiye’nin, 100 binden fazla sığınmacıyı topraklarında ağırlayarak 300 milyonu aşan bir ekonomik yükün altında olması, zaman zaman topraklarında Suriye bombalarını görmesi, Ortadoğu’da oynanan oyunun büyüklüğüne işaret ediyor.

Sonuçta, Dağlık Karabağ, Kosova, Kıbrıs, Kafkaslar ve Suriye krizlerinin çözümünde, Türkiye’yle menfaatleri hiç bir şekilde örtüşmemesine rağmen, doğalgaz ve yeni bir takım ticari hamlelerle, Türkiye’yle güçlü ilişkilerini daha da geliştirmek isteyen Rusya, büyük bir çelişki ve ‘Soğuk savaş’ refleksiyle Suriye krizinde çıban başı olmaya devam etmesine parelel, savunma amaçlı Patriot füzesi yüzünden, NATO’nun bölgede hakim görüntüsünden hala büyük rahatsızlık duymakta. Ancak Suriye krizinin çözümünde taban tabana düşünce ayrılıklarına rağmen, Türkiye ve Rusya’nın, Rus gazının Türkiye’de kullanımı, bölgesel paydalar ve benzer büyük çaplı güçlü ticari ilişkiler, iki ülke ilişkilerinin sigortası olmaya ve liderleri bir araya getirmeye yetebilecek noktadadır.

, ,

Leave a Reply

Your email address will not be published.