ABD’de Ayasofya’nın Yankıları

NEW YORK (TURKISH JOURNAL) – Ali Çınar – İstanbul’un fethinin önemli bir sembolü ve Türkiye’nin egemenliğinin göstergelerinden biri olan Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılma kararı, hiç şüphesiz Türkiye’de ve Müslüman coğrafyalarda genel olarak büyük bir sevinçle karşılanmıştır

Ayasofya kararını dış politika sorunu olarak gündeme taşımak isteyenlerin yanıldığına inanıyorum zira Türkiye büyük bir çoğunluk buna muhalif önemli isimleride katarsak kararı çok yerinde bulmuştur.O nedenle Ayasofya kararını krize çevirmek isteyenler istediklerini alamamıştır

Türkiye’nin Ayasofya’nın statüsünü değiştirme kararı sonrası önce ABD Dışişleri Bakanı Pompeo,Bakanlığın Sözcüsü, daha sonra ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi ve ona yakın Temsilciler Meclisi Üyesi tarafından kınandı ve kararın tekrar gözden geçirilmesi istemişlerdi.Bazı Kongre Üyeleri, Ayasofya’nın UNESCO  ile bağına atıfta bulunmuş ve kararı eleştirmişti.Ancak,hatırlatmakta fayda var, bazı Kongre üyeleri, ABD’nin 2019 yılında UNESCO da resmi olarak ayrıldığını herhalde bilmiyorlar ki şimdi bir anda UNESCO da değerlendi.

16 Temmuzda Yunan lobisine çok yakın New York Kongre Üyelerinden Carolyn Maloney,Türkiye’nin dini azınlıklara saygı göstermesini isteyen bir tasarı dışında , Yunan kökenli  Kongre Üyelerinden Dina Titusun HR 7608 tasarıya ek düzeltmede Ayasofya’nın camiye çevrilme kararının geri alınmasına içeren bir madde ekletmiş.

435 Temsilciler Meclisi, 100 Senatörün olduğu Kongrede, Ayasofya için büyük bir kıyamet kopmadığını altını çizmekte fayda var

24 Haziran Cuma günü Ayasofya’nın İbadete açıldığı gün ise ne Kongreden nede Dışişlerinden bir resmi açıklama geldi.Sadece 23 Temmuzda    Türk vatandaşı “Amerika Rum Ortodoks Başpiskoposu” Elphidophoros, Ayasofya Camiisinin ibadete açılmasından Beyaz Saray’a giderek ayaküstü Başkan Trump ile görüştü.Başkan Trump’ın oval ofisinde, ayağa kalkmadan sadece Başpiskoposu dinlediği görülür iken, Trump’ın Türkiyenin Ayasofya kararına bir eleştiri yapmadığı gördük. Başkan Yardımcısı Mike Pençele de yüz yüze ayrı bir görüşme yapan Başpiskopos tabiri caizse Türkiye’yi şikayet etmek için Beyaz Sarayda olmasına rağmen, Başkan Yardımcısı Pence’in “Ayasofya’nın tüm inançlar için ilham ve tefekkür kaynağı olarak ulaşılabilir kalması” mesajı dışında ,başka bir açıklama görmedik.

Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç sosyal medya üzerinden , “Ayasofya, tüm inançlar için açık kalacaktır. Son 500 yıldır olduğu şekilde, tarihi mozaikler korunacaktır.”  Diyerek Başkan Yardımcısı Pence’e sosyal medyadan cevap verdi.

Amerikan basınında ise 24 Haziranda yorumsuz birçok görsel resimlerle ve videolarla haberin geçtiğini gördük bunun dışında Türkiyeye her konuda ağır eleştiren Amerikan medyasının çok yorum yapmadan haber geçtiğinde belirtmekte fayda var. Tabi bazı Türkiyeyi çekemeyenlerin ve her fırsatta Türkiyeyi karalayanların,para ile ödedikleri  kişisel fikir yazılarını bazı medya kanallarında gördük.

Aslında ABD’de en çok rahatsız olan gruplar ise anti-Türk grupları oldu. Bilhassa resmi temsilcilere baskı yaparak,Türkiyeye yaptırıma kadar gidecek hayalperest girişimlere çalıştılar.
Ama bu anti Türk grupları, Avrupa’nın ibadete açık camisi olmayan tek başkenti Atina’nın olduğunu.Batı Trakya’da bir çok caminin kapatılarak ya müze yada fuara çevrildiğini bildikleri halde görmezden geliyorlar. Onu bırakın, Türkiyede   435’i bulan kilise, sinagog ve havra ibadete açık olduğunu, Türkiyenin her dini özgürce kucakladığını inkar ediyorlar. Haçlı savaşları gerekse daha sonraki kolonyal istilalara uğrayan Müslüman beldelerinde genelde camiler çok büyük yıkımlara ve mabedin statüsüne uygun olmayan muamelelere maruz kalmış, pek çok cami de kiliseye çevrilmiştir.

Yeni bu anti-Türk Grupları,Türkiye’de son 20 yılda birçok kilise ve sinagog restore edildiğini, hatta üç ay önce Bozcaada 151 yıllık Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesinin 23.8 metre yüksekliğindeki 4 katlı can kulesi, tekrar restore edildi. Kilisenin çanı yeniden çalmaya başlarken, Bozcaada’da yaşayan Rum asıllı Ortodoks Foteini Kallona, “Çok sevinçliyiz” diyerek memnuniyetlerini bildirmişti.

Genele baktığımız zamanda Ayasofya’nın anti-Türk gruplarının istediği şekilde akıllarınca Türkiyeyi cezalandıracak bir adımı Washington,DC de görmüyoruz.Zaten Türk-ABD ilişkilerinde hali hazırda sorun var iken üstüne yeni krizleri eklemek kimsenin faydasına dahil.Ayasofya kararının Türkiye’nin bir iç tasarrufu olduğu ve her ülkenin bu karar saygı duyması gerektiğine inanıyorum. Tabiki dini özgürlükler, her dini ibadethanenin korunması,restore edilmesi ve dinler arasındaki saygı ve sevginin baki kalması önemli.

Yakından tanıdığım ünlü film yönetmeni Victoria Barrett’ın çektiği Hıristiyanlığın Türkiye’den dünyaya yayılışını konu alan Nuhun Gemisinden İmparatorluğa- Türkiye’de Hıristiyanlığın İzleri adlı belgesel seyretmenizi tavsiye ediyorum,

Türkiye’nin üç dinin kesiştiği bir mozaik ülke olduğunu hatırlatarak, Ayasofya 567 yıl önce olduğu gibi bir kez daha eski bir çağı kapatıp yenisini açan ve herkesi kucaklayan bir sembole dönüşmüş durumda

, ,

Leave a Reply

Your email address will not be published.