Türk büyükelçiden, BM Güvenlik Konseyi’nde “operasyon”la ilgili suçlamalara çarpıcı cevaplar

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (TURKISH JOURNAL) – Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu, BM Güvenlik Konseyi’nde, Türkiye’yi Barış Pınarı Harekatı’ndan dolayı suçlayan ülke temsilcilerine, Türkiye’nin çabalarıyla Suriye’nin kuzeyinde bir terör devletinin kurulmasının engellediğini bildirdi ve “Bu, belki de herkes için iyi bir haber olmayabilir ancak Suriye’de barışı ve güvenliği yeniden sağlayacak siyasi süreç için çok önemli bir adımdır.” dedi.

BM Güvenlik Konseyi, dönem başkanı Güney Afrika’nın BM Daimi Temsilcisi Jerry Matjila’nın yönetiminde, 15 üye ülke temsilcisiyle birlikte, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu ve Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, BM İnsani İşler’den sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Yardımcısı Ursula Mueller, Orta Doğu, Asya ve Pasifik’ten sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Khaled Khiari, BM Mayın Eylemi Hizmetleri Direktörü Bayan Agnes Marcaillou’nun katıldığı Suriye toplantısında, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı’nı ele aldı.

Toplantının başında konuşan BM İnsani İşler ve Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Yardım Koordinatörü Ursula Mueller Türkiye’nin harekatının ardından bölgedeki en son insani duruma değindi. Almanya’nın BM’de görev yapan en üst düzey diplomatı olan Mueller “80 bine yakın çocuk da dahil yaklaşık 180 bin kişi, Türkiye ile Suriye arasındaki sınır bölgelerinden güneye kaçtı” dedi.

ABD adına konuşan BM Daimi Temsilciliği özel danışmanı Michael Barkin da konseye ABD’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve sivillerin korunacağını ümit ettiğini belirtirken, Türkiye destekli muhalif güçlerin sivilleri hedef aldığına ilişkin raporların olduğu ve bunların doğrulanması halinde, bu eylemlerin “savaş suçu oluşturabileceği” iddiasını dile getirdi.

Barkin ayrıca, “Siyasi sürecin ilerlemesinin her zamankinden daha fazla, hayati önem” taşıdığını belirtti.

Toplatıyı yöneten Güney Afrika’nın BM Daimi Temsilcisi Matjila da harekatın durmasının, anayasa komitesinin Cenevre’deki toplantısının başarılı olmasını sağlayacak çaba ve fikirleri canlandıracağını umduğunu ifade etti.

Büyükelçi Sinirlioğlu: “Sınırlı bir sınır ötesi terörle mücadele operasyonu”

Büyükelçi Sinirlioğlu, Barış Pınarı Harekatı’yla ilgili Türkiye’yi hedef alan AB’li üyeler başta olmak üzere BM Güvenlik Konseyi üyelerine doğrudan ve çarpıcı şekilde, harekatla ilgili gerçekleri anlattı.

Konuşmasında, BM Güvenlik Konseyi’nde Türkiye’nin Suriye’nin kuzey doğusuna yönelik Barış Planı Harekatı’nın terör örgütleri PKK/PYD/YPG ve DAEŞ’e karşı gerçekleştirildiğini belirten Sinirlioğlu, bunun da “sınırlı bir sınır ötesi terörle mücadele operasyonu” olduğunu kaydetti.

Büyükelçi Sinirlioğlu, Türkiye’yi saldırganlıkla suçlayan ülkelere yönelik “Terörle mücadele operasyonumuzu saldırganlık olarak gösteren ter türlü yalan beyanı şiddetle kınıyorum” ifadesini kullanırken, Suriye’de DAEŞ’e savaşarak en büyük bedeli ödeyen ülkenin de Türkiye olduğunu belirtti.

Konuşmasında, PKK/YPG ile ilgili gerçeklerin kasıtlı şekilde gizlenmeye ya da unutturulmaya çalışıldığının vurgulayan Sinirlioğlu, YPG’nin ABD istihbarat birimleri tarafından PKK’nın Suriye kolu olarak görüldüğünün ve PKK’nın ise AB, NATO ve ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edildiğinin altını çizdi.

ABD’ye YPG hatırlatması

ABD’nin PYD/YPG desteğine değinen büyükelçi Sinirlioğlu, bazı ülkelerin bir terör örgütüne karşı diğer terör örgütünün kullanılmayı uygun bularak PKK/YPG’ye ağır silahlar sağladığını ve bu silahların da Türkiye’ye karşı kullanıldığını kaydetti.

“PKK/PYD Arap ve Türkmenleri kovarak bölgenin nüfus yapısını değiştirdi”

BM Güvenlik Konseyi üyelerine, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, PKK/PYD’nin yerli Arap ve Türkmenleri kendi yerlerinden kovarak bölgenin nüfus yapısını değiştirdiğini belgelendiğini hatırlatan Sinirlioğlu, yüz binlerce Suriyeli Kürt’ün Türkiye ve Irak’ın kuzeyine kaçmak zorunda kaldığını bildirdi. Sinirlioğlu, bu terör örgütünün işgal ederek kontrol ettiği bölgenin “yeni baskıcı bir terör devleti için test alanı”na dönüştüğünü vurguladı.

Harekatın nedenleri

Sinirlioğlu, konuşmasında Barış Pınarı Harekatı’nın yapılış nedenlerini “Türkiye’nin Suriye sınırındaki terör tehdidini ortadan kaldırmak”, “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini sağlamak”, “yerel nüfusu korumak” ve “Suriyeli mültecilerin gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşünü sağlamaya yönelik uygun bir ortam yaratmak” olduğunu belirtirken,
harekatta sadece teröristlerin hedef alındığının ve uluslararası insani hukuka saygı gösterildiğin altını çizdi.

Barış Pınarı Harekatı’nın ABD ve Rusya ile yapılan anlaşmaların ve yürütülen diplomatik çabaların ardından 22 Ekim’de durdurduğunu belirten Sinirlioğlu, ancak Türkiye’nin harekat bölgesinde kalmış olabilecek terörist unsurlara karşı kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu söyledi.

”Çabalarımız Suriye’nin kuzeyinde bir terör devletinin kurulmasını engelledi”

Sinirlioğlu Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik çabaları ve Rusya ile yaptığı anlaşmanın sonunda bölgede kurulması planlanan terör devletini hatırlatırken şunları kaydetti:

”Ortak çabalarımız Suriye’nin kuzeyinde bir terör devletinin kurulmasını engelledi. Bu belki herkes için iyi bir haber olmayabilir ancak Suriye’de barışı ve güvenliği yeniden sağlayacak siyasi süreç açısından çok önemli bir adımdır.”

AB’ye DAEŞ’li savaşçılar hatırlatması

Konuşmasında, Türkiye’nin Suriye’de tutulan DEAŞ’lı savaşçılar ve ailerinin sorumluluğunu üstleneceğini açıkladığını hatırlatan Sinirlioğlu, Türkiye’nin, suça karışmamış kadın ve çocukların rehabilitasyonu için bu savaşçıların geldiği ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu bildirdi.

Sinirlioğlu DAEŞ’le ilgili değerlendirmesinde ayrıca AB’li ülkeleri kastederek şu ifadeleri kullandı:

”Hepimiz sürdürülebilir çözümünün bu yabancı terörist savaşçıların ve ailelerinin ülkelerine geri dönmesi ile mümkün olacağının farkındayız. DEAŞ savaşçılarını vatandaşlıktan çıkarıp ortada bırakarak terörle mücadele edilmez. Bu ancak sorumluluktan kaçmak olur.”

AB’ye ‘güvenli bölge’ cevabı

Büyükelçi Sinirlioğlu, konuşmasında, bazı Avrupa ülkelerinin güvenli bölge konusundaki eleştirilerine yönelik ise şu ifadeleri kullandı:

”Mülteci akını yüzünden sınırlarını dikenli tel örgülerle kapatan ülkeler, sınırlarının dışında bir mülteci kampı yaratma niyetindeydiler ve bu arada hala AB’nin Türkiye ile 2016’da yaptığı mülteci anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesini bekliyoruz.”

ABD’ye savaş suçu cevabı

Büyükelçi Sinirlioğlu, ABD’nin Türkiye’nin destek verdiği muhalif güçlerinin kasten sivilleri hedef aldığı ve bu eylemlerin doğruluğu kanıtlanırsa ”savaş suçu” teşkil edebileceği iddialarına ilişkin ise şunları kaydetti:

”Her türlü askeri ve terörle mücadele operasyonu uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukuk çerçevesinde yapılmalı, önceki konuşmacılara bu konuda katılıyorum. Her türlü uluslararası hukuk ihlali soruşturulmalı ve failler sorumlu tutulmalı ve tabii ki buna Amerikalı ve diğer dostlarımızın düzenlediği operasyonlar da dahil edilmeli.”

Rus Büyükelçi Nebenzia: “Suriye ve Kürtlere yardıma devam edeceğiz”

Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia da konuşmasında, Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşmanın “Suriye’de istikrarın sağlanması için kilit öneme sahip” olduğunu belirtti. Büyükelçi Nebenzia, “Suriye ve Kürtlere, acil konularda kapsamlı diyalog kurmaya çalıştıklarında, onlara yardım etmeye devam edeceğiz” dedi.

Nebenzia ayrıca, “Sahadaki durumun, önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler’in desteğiyle uzun süredir beklenen komisyonun (Anayasa) kurulmasını engellememesi gerektiği.” düşüncesini dile getirdi.

Leave a Reply

Your email address will not be published.