Published On: Thu, Mar 22nd, 2018

Trump, Beyaz Saray’ın en stratejik koltuğuna “şahin” büyükelçi Bolton’u atadı

– Trump, Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın yerine BM karşıtı eski BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Bolton’u getirdi

WASHINGTON (TURKISH JOURNAL) – Selçuk Acar – ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’ın en stratejik koltuğunda oturan Ulusal Güvenlik Danışmanı Korgeneral Herbert Raymond McMaster’ın yerine ABD’nin “şahin” diplomatlarından, Birleşmiş Milletler (BM) karşıtlığıyla bilinen eski BM Daimi Temsilcisi John Bolton’u atadı.

20 Ocak’ta 2017’de ABD’nin 45. Başkanı olarak Beyaz Saray’daki koltuğuna oturan Trump’ın ekibindeki yaprak dökümü devam ediyor. Buna paralel, ABD’nin en stratejik kadrolarının, öncekilerden daha da “şahin”  isimlerle dolduğuna şahit oluyoruz.

Trump, ABD Dışişleri Başkanı Rex Tillerson’ı görevden alıp, yerine ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Başkanı Mike Pompeo’yu ve Pompeo’nun yerine de CIA Başkanı olarak işkenceyi savunan açıklamalarıyla öne çıkan Gina Haspel’i getirmesinin ardından, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanlığı koltuğuyla ilgili beklenen değişikliği bugün yaptı.

Beyaz Saray konuya ilişkin açıklamasında, Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın yerine eski ABD Başkanı George W. Bush döneminde BM Daimi Temsilcisi olarak görev yapan ve görev yaptığı sürede BM karşıtı açıklamaları bulunan Bolton’u getireceğini bildirdi.

Bush’un “şahin” diplomatı

Georege W. Bush’un Başkan olduğu dönemde, Mayıs 2001-2005 tarihleri arasında Dışişleri Bakanlığı’nda Silah Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik’ten sorumlu müsteşarlığı ve Ağustos 2005’ten istifa ettiği Aralık 2006’e kadar BM Daimi Temsilcisi görevinde bulunan Bolton’un yazdığı “Teslim Olmak Bir Seçenek Değil” kitabının ismi dahi diplomasi konusundaki temel yaklaşamı hakkında oldukça fikir verici.

Beyaz Saray’daki yeni atamayı bugüne kadarki gelişmeler ışığında değerlendirdiğimizde, BM’deki görevi sırasında yakından takip ettiğimiz Bolton’un,  ABD-Türkiye ilişkilerini olumsuz etkileyecek derecede Türkiye’nin menfaatlerine ters kararlarıyla öne çıkabilme ihtimalinin yüksek olduğunu şimdiden söyleyebiliriz.

Bolton’un Esad rejimine karşıtlığıyla Türkiye’yle paralel düşüyor olsa da bu da onun Türkiye’den çok başka güçlerle paralelliğiyle birlikte Irak’tan sonra Suriye’de de güçlü lider istemeyenlerle paralel düşünmesinden kaynaklanıyor.

Sonuçta Bolton’un geçmişine bakıp, Türkiye-ABD arasındaki son dönemin en olumlu girişimi olan bugünkü Erdoğan-Trump telefon görüşmesiyle esen iki ülke arasındaki olumlu havayı ilerde yeniden bozabilme potansiyeline sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Kuzey Irak’taki Kürt özerk yönetiminin geçen yıl yaptığı bağımsızlık referandumunu destekleyerek referandumun “doğru bir adım” olduğunu ileri süren Bolton, Kürt devletinin kurulmasından yana bir isim olarak biliniyor. Zaten, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert’in ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Adrian Rankine Gallowey’in en son “Menbiç’ten çekilmeyeceğiz” açıklamaları da ABD’den Türkiye’ye yeniden olumsuz bir havanın esmesine yol açmıştı.

2016’da Başkanlık seçimine bir kaç ay kala nefret söylemlerine sahip Amerikan Özgürlük İttifakı’nın Los Angeles’ta düzenlediği “İslamcılık ve Demokrasi Konferansı”nda ana konuşmacısı olan Bolton, salona hitabında küresel tiyatronun pragmatik analizinde, “Politik İslam”ın dünyaya bir “tehdit” oluşturduğunu savunmuştu.

Bolton’un ayrıca, ABD’nin en azılı İslam karşıtı eylemcisi ve kendisini adeta ABD’de İslamofobi’nin yükselmesine adamış bir isim olan radyocu ve blog sahibi Pamela Geller’e yakınlığı bulunuyor. Bolton, Geller’in kendisi gibi azılı İslam karşıtı Robert Spencer ile birlikte yazdığı kitabın önsözünü yazmıştı.

Başta İran olmak üzere Ortadoğu konularında şahin bir diplomat olarak bilinen eski büyükelçi Bolton, Bush döneminin Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Saunma Bakanı Donald Rumsfeld ile birlikte Irak Savaşının en ateşli savunucularından biriydi.

“Tahran’daki Molla rejiminin devirmesi” gerektiği şeklinde düşüncesine sahip olan Bolton Irak’ta olduğu gibi İran’a müdehaleden yana bir isim.

ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı olarak görev yaparken, Küba’nın biyolojik silahları olduğu ve düşman rejimlere satmaya çalıştığı şeklindeki asıl bir iddiayı dillendirmesi de güvenilirliğini sarsan en önemli olaylardan biri olarak hatırlıyoruz.

Kendi bakanını İsrail Büyükelçisine şikayet

Bu arada Bolton BM’deki görevi sırasında kayıtsız şartsız İsrail desteği, İsrail’e önemli gelişmeleri telefonla iletmesi ve bağlı olduğu dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ı bile İsrail’e şikayeti ayyuka çıkarken, bu tutumu Rice’ın kitabına da girmişti.

Bolton, İsrail-Filistin sorununun çözümü konusundaki bir açıklamasında ise bu iki ülke arasındaki sorunun çözümü için Gazze’nin Mısır’ın kontrolu altına girmesini, Batı Şeria’nın da Ürdün topraklarının bir parçası olması önermişti.

Tutucu diplomat Bolton, bir yıl önce İncil’e el basarak yemin eden Trump’ın, göreve geldiği günden bu yana Ulusal güvenlik Danışmanlığı poziyonunda eski Korgeneral Michael Flynn ve McMaster’dan sonra görev yapan 3’ncü isim oldu.

Bir “kötü polis” daha

Sonuçta, istifa ve atamalarla, Trump’ın kabinesinin yavaş yavaş aynı kafadaki “kötü polisler” ekibine dönüşerek, dengenin bozulması, sadece ABD yönetiminin bir handikabı olmayacak, dünya barışı için de büyük bir risk oluşturacaktır.

Herşey bir tiyatro sahnesi olmadığı için, bu durumdan, silah lobisi hariç, hiç kimse mutlu olmayacaktır. Belki de İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve onun Savunma Bakanı Sovyetler Birliği doğumlu Avigdor Lieberman düşüncesindekiler silah lobisinin mutluluğuna ortak olacaktır.

Dünyanın ve ABD’nin güvenliğe tehdit oluşturan “ulusal güvenlik danışmanı”

Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak Bolton’u ataması, Senato onayına ihtiyaç duymazken, 9 Nisan’da görevine başlayacak. Ancak Bolton’un Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak şiddeti savunan, hukuku ve başta BM olmak üzere uluslararası kurumları hiçe sayan dış politika perspektifi sadece dünyanın küresel güvenliğine değil, aynı zamanda, ABD’nin düşmanlarının sayısını artırarak, ülke güvenliğine de tehdit oluşturduğunu görmezden gelemeyiz.

Trump ve BM Daimi Temsilcisi Haley’in McMaster mesajı

McMaster’in görevine son verilmesinden sonra açıklamada bulunan Trump, “Nisan 9’dan itibaren geçerli olmak üzere Büyükelçi John Bolton’un benim yeni Ulusal Güvenlik Danışman’ım olacağını duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Olağanüstü bir iş çıkaran General H.R. McMaster’a hizmetinden dolayı çok müteşekkirim ve daima arkadaşım olarak kalacak.” ifadelerini kullandı. Trump, 9 Nisan’da resmi bir devir teslim töreni yapılacağını bildirdi.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley de sosyal medya paylaşımında McMaster’i şu sözlerle onure etti:

“Ülkemize sadaketin ve hizmetin için teşekkürler Koorgeneral HR McMaster.
Özverili cesaretiniz ve liderliğiniz hepimize ilham verdi. En önemlisi, dostluğun için teşekkürler.”

 

 

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>