New York’ta Bir Amerikan Hukuk Dramı

NEW YORK (TURKISHJOURNAL) – Selçuk Acar – ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) Türk vatandaşı Mehmet Hakan Atilla’yı Halkbank Genel Müdür Yardımcısı olarak geldiği ABD’de gözaltına alıp, tutuklamasının ardından New York Güney Bölgesi ABD Federal Mahkemesi’nde görülen ve gittikçe siyasi bir yön alan davada Atilla’nın suçlu bulunduğuna ilişkin jüri kararının, ABD adaletinin göstere göstere gelen, yürek burkan bir hukuk trajedesine dönüştüğüne şahit olduk.

12 kişilik mahkeme jürisinin Atilla’yı kendisine isnat edilen 6 suçun 5’inden “suçlu” bulduğunu ilan etmesinin ardından savunma avukatlarından Victor Rocco gazetecilere yaptığı açıklamada, Atilla’nın masum olduğunu, mücadelesine devam edeceğini belirtti.

Avukat Rocco ayrıca cezanın açıklanmasından sonra kararı temiz edeceklerini bildirse de davaya uluslararası hukuk ve insani yönden bakan herkes, Atilla’nın ABD’nin İran Devrimi’nden başlayan İran’a karşı yıllardır sürdürdüğü kendi kişisel davası ile başta FETÖcüler ve onların hizmet ettikleri güçlerin Türk hükümeti düşmanlığına kurban edildiği düşüncesindeler.

New York’taki jüri kararı bu şekilde, genç bir bankacının ailesinden, ülkesinden ayrı tutularak, temel hak ve özgürlüklerinden alı konulmasıyla insani bir trajediye dönüşürken, aynı zamanda bir insan hakları ihlali olarak da öne çıkıyor.

11 Nisan’da açıklanacak cezanın ardından temyiz başvurusunda bulunulması durumunda dahi, temyizin sonucunun açıklanmasının bir yılı aşma ihtimali bulunuyor ve Atilla suçsuz çıkacabileceği davada bile temyiz kararı açıklanana kadar özgürlüğüne kavuşamayabilir.

ABD’deki hukuk sistemi Türkiye’dekiyle kıyaslanamayacak derecede oturmuş olsa da, mahkemedeki izlenimlerime göre, mevcut jürili Amerikan hukuk sisteminde, ABD yasaları açısından bakıldığında böyle bir sonucun çıkacabileceği endişesi taşımış ve bunu da çok önceden belirtmiştim.

Amerikalı jürinin bu kadar karışık uluslararası bir davayı yorumlama gücüne sahip olmadığını dile getirdiğim için karar benim açımdan sürpriz olmadı. Ancak derin hukuk bilgisi ve görgüsüne sahip görünen Hakim Berman’dan ve hakkaniyet beklentim ve umudumu devam ettiriyorum.

Bu kararın, gerek davaya bakan Hakim Berman’ın jüriye okuduğu uzun talimanatname çerçevesine ve gerekse ABD hukuk sistemine göre normal bir sonuçmuş gibi görünse de uluslararası hukuk ve insan hakları penceresinden bakıldığında hakkında hiçbir somut delil olmadan yargılanan Atilla’ya karşı tartışmalı tanıkların yanıltıcı ifadelerinin ve yasa dışı belgelerin delil olarak sunulmasının ardından gelmesi, mahkemenin hukuki zeminine gölge düşürmüş oldu.

Türkiye’ye bir kaç kez ziyarette bulunan dönemin eski ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) yöneticisi ve dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktör Yardımcılığına yükselttiği David Cohen’in Atilla aleyhine tanıklık yapması ve davanın açılmasında payının büyük olması kadar, Atilla’ya karşı tanıklık eden İran asıllı Türk iş adamı Sarraf ile Türkiye’de kariyerinde bir dönem hızlı yükseltilen FETÖ firarisi Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın konuştukça nasıl bir projenin parçası oldukları ve ne derece bir hainlik içine düştükleri ortaya çıktı.

Hatta ifadeler sırasında, davanın ilk sanığı olarak tutuklanmasının ardından savcılık anlaşarak Atilla’ya karşı tanık olarak alacağı cezayı hafifleten Sarraf’ın, duruşmalarda mahkeme salonunu tiyatro sahnesine çevirir gibi rolünü başarılı (!) şekilde oynarken, ne kadar güvenilmez bir karaktere sahip olduğu ortaya çıktı. Mahkemede ayrıca, firari Kormaz’ın FBI’dan 50 bin dolar nakit para ile kira yardımı aldığını da öğrenmiş olduk. Bu yargılama sürecinde, Atilla’nın ise içinde düştüğü duruma rağmen, bir o kadar vatanperver şekilde bankasını ve ülkesini düşünen sorumluluk sahibi ilkeli bir vatandaş olduğunu gördük.

Olaya, adalet penceresi yerine Amerikanın menfaat penceresinden bakan ve dünya olaylarına, özellikle de İran, Türkiye gibi konulara taraflı bakan ABD medyasından öğrenerek önyargılara sahip olan jüri adil karar verebilir mi?

Türkiye’ye karşı tarafsızlığını kaybetmiş tanıklarla yapılan yargılama sürecini takiben, Türkiye’yi, İran’ı ve Ortadoğu’yu, buralara karşı ön yargılı yayınlarıyla bilinen ana akım Amerikan medyasından öğrenen jüri üyelerinin vereceği kararın objektif olacağı beklenmez iken, Hakim Berman’ın talimatnameyi jüri üyelerine okuduğu anda da kararın rengin ne olacağı ortaya çıkmıştı zaten.  Çünkü Berman’ın jüri üyelerine okuduğu talimatnamenin, yani jüri üyelerinin kararı neye göre verecekleri, olaya hangi pencereden bakacaklarını tarif eden çok uzun direktiflerin sakatlıklıklar içerdiğini o gün o salonda kulaklarımızla duymadık mı? Hakim o gün adeta jüri üyelerini yönlendirirken, kararı hangi pencereden bakarak vermeleri gerektiğini belirtmiş, o pencereden baktıklarında da Atilla’nın “suçlu” olduğu resminin görüleceği daha Aralık ayında ortaya çıkmıştı zaten. Yani sonuçta kısaca Atilla, adalet penceresinden değil de Amerikan penceresinden bakılarak, tartışmalı bir yargılamayla suçlu ilan edilmiştir.

Savunma makamı, jüri seçiminde adaylara, Türkiye’ye karşı önyargılı olup olmadıklarını sorusunu okuyan hakimin kendisinin önyargısını neden sorgulamadı? En azından reddi hakim youna gidilemez miydi?

Tüm bu şartlarda verilen jüri kararının, siyasi olmadığı nasıl iddia edilebilir? Zaten en başından bu mahkemenin bir adalet sağlayamayacağı hakimin kendisiyle başlamadı mı? Hatırlanacağı üzere, jüri üyelerini seçiminde hazırlanan soruları, adaylara okurken, Türkiye’ye karşı önyargılarının olup olmadığı vb soruları okuyan hakimin kendisinin daha ilk günden Türkiye’ye gittiğini ve orada Türkiye’deki hukuk sistemi üzerine konuştuğunu ve bunun Türkiye’nin hukuk sistemine karşı bir eleştirel panel olduğunu öğrenmedik mi? Yani hakimin kendisinin başta Türkiye’ye karşı bir önyargı taşıdığını anlaşılmadı mı? O da bu yüzden, bunun net olduğu için Türkiye ziyaretini  savunma ve iddia makamına bildirmek zorunda kaldı. Bu arada akıllara gelen sorulardan en önemlisi, savunma makamının bizlerden çok çok fazla derecede Amerikan hukukunu bilgisine sahip oldukları tartışmasız iken neden hakime itiraz etmediler.

ABD’nin İran’a tutumunda yıllardan bu yana gelen bir takım tek taraflılık ve tartışmalar var iken, bunun üzerine kurulan tek taraflı mantık üzerinden, Atilla’nın ABD’de gözaltına alınmasının, yargılanmasının ve üstelik de hukuk dışı delil ve şahitlerle suçlu ilan edilmesinin hiçbir adil ve haklı hukuki temeli olmadığını hür vicdanlar görmüyor mu?

ABD’de ülke ülke içindeki olayları konu alan davalarda her zaman tartışma konusu olan jürinin, bu kadar karmaşık uluslararası bir davada, fazla tanımadığı bir ülkeye ve vatandaşına karşı ne derece adil karar verebileceği en başından beri tartışma konusuydu zaten.

Türkiye’nin kalkınmasında kilit rolü bulunan Halkbank için yaptığı resmi temaslarının ardından tutuklanıp yargılanan Atilla’nın rüşvet almadığı, maddi ve manevi menfaat sağlamadığı ve kara para aklamadığı sabitken cezaevine konup hakkında dava açılarak özgürlüğünün kısıtlanması ve ardından tartışmalı bir yargılamayla “suçlu” ilan edilmesi milyonlarca Türk’ün vicdanına yara açmıştır.

Atilla ve Türkiye karşıtı bu kararın, hiç şüphesiz ki Türkiye’de son yıllarda yüksek düzeyde seyreden ABD’ye karşı güvensizlik oranını daha da artırma riski bulunduğunu da belirtmek durumundayız.

Bu arada, jüri kararının açıklandığı oturumda, Atilla’nın eşi Burçin Atilla ABD’ye gelerek ilk defa mahkeme salonunda bulundu.

Oturumu ilk sırada izleyen Burçin Atilla’nın, eşini öperek sarıldıktan sonra gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü. Mehmet Hakan Atilla 15 Aralık’taki duruşmasında, kendisi gibi bir Halkbank çalışanı olan eşi Burçin Atilla’yı 269 gündür göremediğini, çocuğunu ise sadece 2 saat gördüğünü belirtmişti.

Sonuç olarak 12 Amerikan vatandaşı jüri üyesi tarafından suçlu ilan edilen Atilla, hükümet düşmanlığı vatan sevgisinin üzerinde olan siyasetçiler ve FETÖcü hainler hariç genel olarak Türk halkının gözünde “suçsuz ve özgürlüğü kısıtlanan bir tutsak” konumuna sokulmuştur. Hatta sonuca odaklı hukuki temeli olmayan tartışmalı bir yargılamayla Atilla’ya karşı suç işlenmekte olduğu gerçeğini de görmek zorundayız.

Mahkeme jürisi Atilla’yı 6 iddia’nın 5’inden “Suçlu” buldu

ABD’deki mahkeme jürisi Atilla’yı 6 iddia’nın 5’inden “suçlu” buldu

Leave a Reply

Your email address will not be published.