Published On: Mon, Mar 18th, 2013

Seyit Onbaşı

Necdet Yılmaz, NEW YORK

18 Mart 1915’te müttefik donanması Boğaz’ı geçmeye çalışırken kıyıları top ateşine tuttuğunda, Edremitli er Abdurrahman oğlu Seyit Ali’in görev yaptığı Mecidiye Tabyası da ağır hasar gördü. Patlamada bir çok arkadaşını yitirdi. Mermi kaldırmaya yarayan vinç kullanılmaz hale gelmişti ama toplardan biri hala sağlamdı. Seyit Ali, Alman yapısı Krupp mermisini ağırlığına aldırmadan sırtlayarak topa yerleştirdi ve ateşleyerek düşman donanmasının gözde gemilerinden Ocean Zırhlısı’nın dümen bölümünü vurdu. Koca gemi kısa bir süre sonra yan yatarak sulara gömüldü.

Başarısından dolayı onbaşı rütbesine getirilen Seyit Ali’in ünü, olaydan sonra tüm cepheye yayılmıştı. Hatta 19. Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal kendisini merak edip görmeye geldi. Ancak anı fotoğrafı çektirmek için bile olsa 275 kiloluk topu tekrar kaldıramadı. Nedenini savaş anındaki şartlardan doğan heyacanına bağladı. Bunun üzerine sembolik tahta bir mermiyle fotoğrafı çekildi. Ödül olarak yemek tayını iki katına çıkarıldıysa da bundan vazgeçti.
Seyit Ali Onbaşı, 9 yıl askerlikten sonra 1918’de terhis edilip memleketine dönebildi. Odunculuk, hamallık yaparak, madenlerde çalışarak geçimini sağladı. Müracaat edip kendisine maaş bağlanmasını önerenlere, “Biz madalya için dövüşmedik, ‘ya şehit olacağız ya gazi’ dedik. Ücretini Cenab-ı Hak’tan bekledik ve Rabbim bize gazilik rütbesini nasip etti” dedi.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Mustafa Kemal Edremit’ten geçerken kaymakamdan kendisini bulmasını istedi. Hemen aceleyle köyünden getirtilen Seyit Onbaşı’nın kıyafeti düzgün olmadığı için huzura çıkmadan önce nahiye müdürünün elbiseleri giydirildi. Onunla sohbet eden Mustafa Kemal kendisiyle ilgilenilmesi için kaymakama direktifte bulundu ve Ziraat Bankası aracılığıyla bir miktar para ödülü verildi.
1997’de Seyit Onbaşı’nın top mermisini kucaklamış bir heykeli Gelibolu’da Mecidiye Tabyası’na dikildi. Ancak onun mermiyi kucağında değil sırtında taşıdığına yönelik eleştiriler üzerine 2007’de yenisi yaptırtıldı. Heykeltraş, gayet atletik olarak yorumladığı yapıtında konu mankeni olarak vücutçuları kullandığını söyledi.
Yakın zamanda Seyit Ali Onbaşı’nın kahramanlığı çeşitli tartışmalara da neden oldu. Topçu okullarında bir insanın 275 kiloluk mermiyi kaldırmasının mümkün olmadığı, kaldırsa bile topa yerleştiremeyeceği derslerde konuşuldu. Emekli bir deniz albayı Ocean gemisinin nereden geldiği belli olmayan bir mermiyle battığını ileri sürdü. Ona göre Mecidiye Tabyası’nda bu menzile ulaşacak büyüklükte top yoktu. Gelibolu Tarihi Milli Parkı’nda rehberlere dağıtılan yeni kitaplarda bu kısımlar çıkarıldı. Bu arada bazıları, Seyit Ali Onbaşı Olayı’nın savaşın şartlarında askere moral vermek için uydurulmuş bir efsane olabileceğini iddia ettiler.
Bu tartışmalar sürerken Seyit Ali Onbaşı’nın 1936’da Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği bir demeç bulundu: “Kilitbahir Mecidiyesi’ndeki uzun 24’lüklerin üçüncü topunda idim. Bir kere mermiyi kucaklayacak oldum, yağlı olduğundan elimden kaydı. Elimi biraz topraklayarak bir dizimi yere koydum ve mermiyi sırtladım. Merdivenleri ilk defa nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Gene aşağıya atlayarak 2., 3., 4. mermileri sıra ile taşımaya başladım. Aslan topumuz gürlemeye başlamıştı. 4. mermiyi attıktan biraz sonra idi, Gonca Suyu tarassut mevkisi, iki mermimizin isabetini bildirmişti. Bu haberi de duyduktan sonra bana gülleler, ufak bir saman çuvalı kadar yenik (hafif) geliyordu. Sanki denizin üzeri yanıyordu. Sağda solda iki gemi, kara dumanlar ve kızıl alevler içinde yana yana batıyordu.”
Soyadı Kanunu ile Çabuk soyadını alan Seyit Ali Onbaşı’nın ömrü ne heykellerini görmeye ne de hakkındaki tartışmaları duymaya yetti. 1939’da verem hastalığına yakalandı ve cephede yitirdiği silah arkadaşlarının yanına katıldı…

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>