Published On: Thu, Jul 12th, 2012

Yurtdışındaki bilimadamları ilk kez birarada

Share This
Tags

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bu yıl içinde en az 10 ülkede bilim ve teknoloji ataşeleri atayacaklarını ve yurt dışı teşkilatı kuracaklarını bildirdi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK’ın katkılarıyla bu yıl ilk kez düzenlenen ve dünyanın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 100 bilim insanını bir araya getiren ”Yurt Dışındaki Türk Bilim İnsanları Kurultayı” The Marmara Oteli’nde başladı.

Bakan Ergün, kurultayda iki gün boyunca gerçekleşecek olan konferansların, kendilerinin bilim insanlarını, bilim insanlarının da birbirlerini daha iyi tanımaları açısından büyük bir fırsat olduğunu kaydetti.

Gerçekleşecek panellerde, girişimcilik, yenilikçilik, teknoloji ve bilgi ekonomisi gibi konuları müzakere etme fırsatı bulacaklarını dile getiren Ergün, yine Türkiye’nin geldiği seviyeyi, daha fazla yükselmek için yapılması gerekenleri, gerçekleşecek olan muhtemel işbirlikleri gibi konuları da masaya yatıracaklarını kaydetti.
Bakan Ergün, bilim ve teknolojinin, evde tek başına gelişecek bir şey olmadığına işaret ederek, vaktiyle Atina’da, Bağdat’ta, Roma’da, Endülüs’te, günümüzde ise ABD’de Silikon Vadisi’nde olduğu gibi bir kültür, bir ortam meselesi olduğunu anlattı.

Daha çok soğuk savaş döneminin ve eski Türkiye’nin bir kavramı olan beyin göçü kavramını daha farklı ifade ettiklerini dile getiren Ergün, bugün yurt dışındaki bilim insanları veya öğrencileri, beyin göçü olarak değil, beyin gücü olarak gördüklerini söyledi.

Ergün, iletişimin ve farklı kültürler arasında etkileşimin bu derece arttığı bir dönemde, insanın kendisini coğrafi sınırlarla kısıtlamasının kesinlikle doğru olmadığına işaret ederek, şunları kaydetti:

”Bugün Boston’da kardiyoloji kürsüsünde ders veren bir hocamız, San Francisco’da yazılım firması kuran bir girişimcimiz veya Cape Town’da nanoteknoloji alanında doktora yapan bir gencimiz, bu ülke için bir kayıp sayılamaz, tam aksine bir kazanca dönüştürülebilir. Zira yaşadığımız dönem, artık bir network çağıdır, iletişim ve etkileşim çağıdır. Yurt dışında başarılı çalışmalara imza atan her insanımız, orada bu ülkenin adeta bir büyükelçisi gibidir.

Biz yabancılara Türkiye’yi ve Türk insanını ne kadar anlatırsak anlatalım, bizzat tanıdıkları başarılı bir insanımız kadar tesir etmez, edemez. Bu nedenle biz, artık yurt dışındaki hiçbir bilim insanımıza aman ne olursa olsun muhakkak Türkiye’ye dön çağrısında bulunmuyoruz. Sadece şunu diyoruz; Eğer dönmek isterseniz, Türkiye size artık eskisine göre çok daha uygun bir ortam sunacaktır. Döndüğünüz Türkiye, yıllar önce bıraktığınız Türkiye’den çok farklıdır. Türkiye eski Türkiye değildir.”

-”2023 yılında Ar-Ge’nin payı yüzde 3 seviyesine çıkacak”-

Bakan Ergün, bundan sadece 10 yıl önce dışarıdan Türkiye’ye bakanların, ağırlıklı olarak ekonomik krizler, siyasi belirsizlikler ve kaotik ortamlarla dolu bir ülke gördüklerini, bugün ise her açıdan kendini geliştirmiş, kabuğunu kırmış, kendi potansiyelini yeniden keşfetmiş bir Türkiye’nin olduğunu belirtti.
Türkiye’nin 2010 ve 2011 yıllarında dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğu gibi, 2012 yılına da beklentilerin üstünde bir büyüme performansı ile başlangıç yaptığını ifade eden Ergün, 10 yılda, milli gelirin 230 milyar dolardan yaklaşık 800 milyar dolara, ihracatın 36 milyar dolardan 140 milyar dolara çıktığını dile getirdi.
Özellikle Ar-Ge harcamalarının ve araştırmacı sayılarının çok hızlı arttığı bir dönem yaşadıklarına işaret eden Bakan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Mesela 2002’de milli gelirimiz 230 milyar dolar iken Ar-Ge yoğunluğumuz binde 45 ve Ar-Ge’ye ayrılan bütçe 1.1 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün ise 800 milyar dolar seviyesinde olan milli gelirimizin yaklaşık yüzde 1’ini, yani 8 milyar dolar civarında bir kaynağı Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Ancak bununla yetinmiyor, 2023 yılında bu oranı yüzde 3 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. 2023’te 2 trilyon dolar civarında bir milli gelire ulaşmayı hedefliyoruz, 60 milyar dolarlık bir Ar-Ge harcaması planlıyoruz. Sadece kaynakları artırmak noktasında değil, bu kaynakları etkin bir şekilde kullanılması noktasında da önemli adımlar attık, atıyoruz.”
Yeni TÜBİTAK kanununun da çok önemli değişikler getirdiğini dile getiren Ergün, bu kanunla bilgiyi teknolojiye dönüştüren ürünleri destekleyebileceklerini söyledi.
Yeni kanunla artık yurt dışında bilim ataşelikleri açabileceklerini ifade eden Ergün, bu yıl içinde en az 10 ülkede bilim ve teknoloji ataşeleri atayacaklarını ve yurt dışı teşkilatı kuracaklarını kaydetti.
Nihat Ergün, 1964-2004 arasında Akademik Ar-Ge destekleri kapsamında, 7 bin 378 projeye 170 milyon lira kaynak aktaran TÜBİTAK’ın, 2005-2011 döneminde ise 8 bin 722 projeye 1,15 milyar lira destek sağladığını ifade ederek, ”Desteklenen bilim insanı sayısı 2003 yılında bin 500 kişiyken, 2010 yılında bu sayı 12 kat artarak 18 bini geçmiştir. Önümüzdeki süreçte, nanoteknoloji veya biyoteknoloji gibi, kritik alanlara yönelik çok ciddi doktora, yüksek lisans burs programları TÜBİTAK tarafından hazırlanmaktadır. Yine akademik yükselme kriterleri arasında yenilikçilik ve girişimcilik gibi kavramları da ekleyeceğiz” diye konuştu.
Yapacakları benzer çalışmalarla, Türkiye’yi yurt dışındaki akademisyenleri için bir cazibe merkezi haline dönüştüreceklerini dile getiren Ergün, sadece Türkler için değil, yabancı akademisyenler için de Türkiye’yi bir cazibe merkezine dönüştürmeleri gerektiğini bildirdi.
Ergün, bugün Türkiye’nin, demokrasi kültürüyle, sosyal devlet ilkeleriyle, güçlü reel sektörüyle, bölgesindeki birçok ülke için ilham kaynağı olduğuna işaret ederek, ”Aynı Türkiye, bilim ve teknoloji ortamıyla da bölgemizde ve hatta tüm dünyada başı çekebilecek bir potansiyele sahiptir” dedi.

-”12 Eylül Darbesi sonrasında 1402’likler…”-

Nihat Ergün, başta nanoteknoloji, biyoteknoloji ve yazılım gibi alanlar olmak üzere hızla gelişen teknolojilerin, hastalıkların tedavisinden güvenlik sistemlerine, üretim ve dağıtım yapılanmasından tüketim alışkanlıklarına, enerjiden iklim değişikliklerine kadar birçok alanı radikal bir şekilde etkileyeceğini belirtti.
Bu nedenle, Türkiye’nin bilim ve teknolojiyi takip eden değil, bilgiyi üreten, ürettiği bilgiyi teknolojiye dönüştüren bir ülke olması gerektiğine işaret eden Ergün, şunları söyledi:
”Elektrikli araçları yollarımızda kullanarak değil, o araçların tasarımını yaparak teknoloji seviyemiz artar. Üniversitelerde yapılan araştırmaların, yayımlanan makalelerin sayısı ve kalitesi arttıkça, bizim bilim insanlarımıza yapılan atıflar, referanslar attıkça ülkemiz hedeflerine yaklaşır. Bu nedenle, bilim insanlarımıza tüm toplum olarak çok büyük değer vermeliyiz. Bu meseleyi siyaset üstü görmeli, geçmişte, özellikle darbe dönemlerinde yaşanan ayıplara kati bir surette yer verilmemesi lazım. 12 Eylül darbesi sonrasında 1402’likler diye anılan ve üniversitelerden uzaklaştırılan birçok akademisyenimiz oldu. İşte o 12 Eylül’ün mirası olan anayasanın da değiştirilmesi ile ilgili çalışmaları devam ettiriyoruz. Bilimin olmazsa olmaz şartı olan daha özgür bir ortam oluşturmamız lazım.”
Ergün, yüksek lisans ve doktorayı askerlikten kaçma veya memuriyette derece alma aracı olarak görmekten çıkarılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
(İSTANBUL- AA)

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>