Published On: Mon, Mar 5th, 2012

ÇOCUK….

Share This
Tags

Çok zor yetişiyor insan evlâdı. Önce sen vardın…Annenin biricik evlâdı gözünden sakındığı, sana zarar gelmesin diye kol kanat gerdiği, büyütüp birden bire bir rüzgara kapılıp kolundan kanadından uçtuğun. Anneni babanı arkada bırakıp bir yabancının karısı-kocası olduğun. Kaldırılması anne baba için zor, ama bir o kadarda mutluluk veren, sevgili eşinle yeniden bambaşka bir AİLE olduğun sen vardın önce. Hani o kimselere vermem seni, sensiz yaşayamam diyen annenin, bütün geride bıraktığı anılar, mutluluklar, kirikliklarla beraber yuvadan uctugun sen vardın. Mutlu olduğunda mutlu olan, mutsuzlugunda senden binlerce kat daha mutsuz olan anne-baban’dan başka kim olabilir? Kim seni onlardan başka kayıtsız şartsız sevebilir kim?

Annem, anne olmadan anliyamiyacaksin seni ne denli sevdiğimi dediğinde kulak ardı ettiğim, Bana göre sıradan ona göre en zor söylemlerin, şimdilerde annemin ne kadar haklı olduğunu anlayarak geçiyor an’larımız…

Anne olmanın dayanılmaz mutluluğu ve sancisiyla geçiyor artık zamanlarimiz. Benim bir hayatım var çocuklarımdan ayrı diye sadece dilimizde zikrettigimiz, aslında onlarsız ben bir hicimleri haykırarak geçiyor iç dünyamızdaki asıl bizler…Karninda minik küçücük bezelye büyüklüğündeki bebeğe tutunuyorsun, ona bağlıyorsun, bundan sonraki yaşamını. O’nsuz olamiyacagini onunla var olacağını işletiyor birşeyler damarlarına 9 ay boyunca. Ve o dayanılmaz sancisiyla merhaba diyor hayata.

Doğum sancısı katlanılması en zor ağrılardan biri olsada O’nunla yuzlestigin an bütün ağrıların son buluyor mucizevi bir şekilde. Bir bütün oluyorsun BEN olmaktan çıkıp BİZ oluyorsun… Sana bazen mavi bazen yeşil bazen siyah siyah bakan o minik gözlere dünyaları degismiyorsun.

Her ağrısında kalbini kanatırcasına için yaralanıyor. Onun her mutluluğu, yeniden genclesmene hayatı daha çok sevmene sebep oluyor. Uykularında birden bire kalkıp ona sariliyorsun. O uyurken eğilip nefes aliyormu diye dinliyorsun nefes alıp verisini. Onun o masum yüzünü görmen duygulanıp aglamana neden olabiliyor. Her yara aldığında bildiğin bütün duaları okuyarak geçiyor zamanların. Bütün yaşamı boyunca onu mutlu edecek planlar kuruyorsun. Okuluna, evleneceği insan’a o daha emeklerken dua etmeye başlıyorsun. BİZ ‘im hayatımızı renklendiren bu minik melekler, bizi biz yapıyor, AİLE olmanın ufuklarına en uçlarına taşıyor. Rüyalarında dahi sadece onu görmek için uykuya dalıyorsun, ANNE – BABA olmanın en uçlarında geçiyor zamanlarin… Senden olmayan seninle yaşamayan adını dahi bilmediğin başka ülkelerdeki cocukları da sevebiliyor, onlar için dualar edebiliyorsun. Çıkarsız nedensiz durup duruken…

Duâlarımızın en büyük sadakalarımız olduğuna inandırıyoruz kalbimizi. Ve bu inançla en olmadık zamanlarda gelen, hastalık ve mutsuzluklarını atlattığına inandiriyoruz kendimizi, mutlu oluyoruz. Cenneti yaşıyoruz dünyada iken…

Ve..ve birgün bir gazete haberi,bir Televizyon haberi yada küçük bir fotoğraf aslında bütün annelerin gerçekte ANNE olmadığına inandırıyor seni. Dünya ile yuzlesiyorsun sancılı ağrılı bir baskangic oluyor senin içinde.. Duyduklarin gorduklerin karşısında inanılmaz ağrılar başlıyor kalbinin en derinlerinde.. Nasıl olurda bir anne bebeğini doğurduğu gün bırakıp gider. Nasıl olurda döve döve yüzünü tanınmayacak hale getirir o minik elli bebeğin ve nasıl olurda birilerine para karşılığı daha çocuk yaştayken satılır.Karşılığında halaylar çekilir ilan edilir tüm dünyaya. Kim kıyabilir evladına neden neden diye çığlıklarını cogaltıyorsun içinde, isyan ediyorsun. Hangi can başka bir can’a üstelik kendinden olma bir can’a kıyabilir.

Kötülerin de en az senin kadar var olduğu bir dünyaya merhaba diyorsun bir sabah. İnsan sadece evlâdı için katil olur dedirtiyor diline gorduklerin duyduklarin. En yakınım diyorsun, bebeğini dogurabilmek için 7 ay boyunca hastanede 5 cm bile kımıldamadan,aman bebeğime birşey olmasın, sağlıklı doğsun diye beklemedimi. Tanıdığın bir başkası 8 senedir bitkisel hayattaki oğluna 8 senedir ellerini tutarak masallar okumuyormu? Bir umutla belki gözkapaklarını hareket ettirir diye beklemiyormu. Hiç biryere gitmeden 8 senedir aynı odada nefes almıyor mu? Bir başkası anne olabilmek için 10 sene bütün tedavi yöntemlerini deneyip sonunda kavuştuğu meleklerine SıMSıKı sarilmiyormu. 10 senenin acısını bir dakikada onları gördüğü an unutmuyormu? ANNE olduğundan utandırmıyor mu o yüce tanıdıkların. Ben ne kadar eksigimleri söyletmiyor mu diline? Ve hiç tanımadığın birileri bu kadar merhametli anne’nin yanında çocuğunu hiç acımadan katletmiyor mu? Çöp kutusuna atılan o çocuktan sonra her doğuran kişinin ANNE olmadığına inandırıyor hayat seni. Gördüklerin duydukların karşısında çocuklarına daha iyi en iyi olmaya çalışıyorsun. Lütfen etrafınızdaki annelere-babalara iyilere sahip çıkın birgün biz bu dünyadan gittiğimizde etrafımızdaki iyi ANNE’ler onlarında MANEVİ ANNEleri, BABALARı olsun, biz artık onların yanında yokken, yanıbaşındaki insanın en az onun kadar iyi olmasını dileyin. Hiç olmadık zamanlarda durup dururken ne kadar çok sevdiğinizi haykırın. Birden bire sarılıp doyasıya öpüp koklayın. Zira sadece AN’I yaşıyoruz 10 dakika sonra hayatlarında olacağımızı bilmiyoruz. Her an, onların en güzel ANILARI olsun…Sevgiyle, aşkla sarilinki,genlerinde gelecekte iyi birey anne baba olabilsinler…ZOR YETiŞiYOR İNSAN EVLADI…

Reyhan Basar-TEXAS DALLAS

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>