Fransız Kalmayalım

On yıl sonra yine aynı yerdeyiz.

Fransa ile iliskilerimiz bundan 10 yıl once Ermeni soykırımını tanıyan yasayi gecirmelerinin ardından, bugun yine kopma noktasında. Bu kez Fransa daha da ileri giderek -Soykırım yoktur!-lafzini suc kapsamına alan yasayı gecirmenin pesinde.

Sarkozy telefonlara cıkmazken bizim cephede kazanlar kaynıyor. Eldeki tum kozlar oynanıyor… temcit pilavi gibi her krizde one cıkan, elcimizi cekeriz,firmalarınıza cektiririz tehditleri populer yine…

Fransa, tam da secim arifesinde masaya yatırılan yasa için geri sayımdayken, Türkiye yine her zamanki gibi taktiklerin sokmedigi, diplomatik cabaların ve ticari goz korkutmaların sonuc vermedigi bir caresizligi yasıyor.

Nasıl caresiz olmayalım ki…

Yunanistan, Rusya, Lübnan, Şili, İsviçre ve Kanada nın da dahil oldugu 20 ye yakın ulkeyi durdurabildik mi bugune dek?

Hangi tehdit, hangi caba, hangi diplomatik manevra kurtardı bizi?

Once bir isyan ediyor, ardından baktık olmadı,donup yeniden el sıkısıyoruz. Ne ilkesizlik, ne buyuk acizlik…

Kimilerinin, ulkemizi uluslararası alanda zayıflatmaktan ve icerde siyaseten bundan nemalanmaktan baska amacı olmayan bu oyunlarının, belliki arkası gelecek.

Belliki birileri de, Fransa gibi insan haklarını ihlal pahasına bunu daha da ileri goturecek.

Aslında Fransa ve digerlerinin yaptıkları, ırk olarak Ermenileri tamamen Turkiyeye aıt bır mesele uzerinden kendi cıkarları icin kullanmanın otesinde bir anlam tasımıyor.

Ustelik yasanan acılar hesaba katıldıgında, bu yapilan Ermenilere apacık bir hakaret.

Hrant Dink’in kardeşi Orhan Dink, bu gercegi goren ve duruma isyan edenlerden.

Dink in de soyledigi gibi politik çıkarlar, insanların yaşamlarını zehir etmiş durumda.

Irkçılık ve milliyetçilik, gecmiste insanların hayatını ne derece karartmıssa bugun birilerinin kendi cıkarları icin gecirecegi 3-5 yasa, kararan dunyaları aydınlıga tasımak soyle dursun, daha da karartacak besbelli.

Akıl sahipleri biliyorlarki, Fransa da cıkacak yasa kimsenin acısını hafifletmeyecek.

Sadece ve sadece Sarkozy’nin Turkiyeyi Avrupadan uzaklastırma gayretinin bir aracı olup secim zamanı diasporadan gelmesi muhtemel oylar olarak is gorup, rafa kalkacak.

Turkiye nin meseleyi Batı somurgeciligine cekerek suclamalarda bulunmasının da bir getirisi olmadıgına gore, basımızı onumuze alıp dusunme zamani geldı bızım ıcın.

Murat Belge nin de dedigi gibi\’Psikotik araz sergileyen olgunlaşmamış delikanlı davranışlar\’ icindeyiz.

Yani bir yerlerde yanlıs yapıyoruz biz.

Kendi meselemizi kendi icimizde cozmedikce birilerine malzeme veriyoruz.

O vakit, gecte olsa sorunumuzu sahiplenip, tarihin sayfalarını cesaretle ve tarafsızlıkla cevirebilmek lazim gelir.

Bu isi siyasilere bırakmadan,

uzerini ortmeden,

milli duygularımızın esiri olmadan,

1915 te ne yasandıgını gercekten bilerek,

meseleyi tum boyutlarıyla ve acıklıkla tartısarak,

haklıya hakkını teslim edip,

olende bizden kalanda bizden diyerek…

Kin tutmadan tum vicdanımızla,

bu isi ellere bırakmadan BIZ cozmeliyiz.

Cunku mesele BIZIM meselemiz.

Fransız kalmayalım, Fransa ya bırakmayalım…

Leave a Reply

Your email address will not be published.